Arapça Dil Bilgisi - 23 Sıfat Tamlaması

Sıfat Tamlaması

Bir sıfat tarafından nitelenen sözcüğe mevsûf adı verilir.
Bir sıfat tamlamasında sıfat ile mevsûf, diğer bir deyişle niteleyen ve nitelenen dört bakımdan birbiriyle uyumlu olmak zorundadır:
Cinsiyet bakımından, sayı bakımından, belirlilik ve belirsizlik bakımından,i‘râb bakımından.
Sözcüklerin sıralanışı açısından sıfat tamlaması Türkçe sıfat tamlamasından farklıdır.
Türkçede sıfat, nitelediği sözcükten önce gelir.
Arapçada ise tam tersi ister belirli ister belirsiz bir sıfat tamlaması olsun sıfat nitelediği sözcükten sonra gelmektedir.
Örneğin Türkçede yeni kitap derken görüldüğü üzere yeni sözcüğünü kitap sözcüğünün önüne getiriyoruz.
Arapçada ise durum tam tersidir.
Dolayısıyla Türkçe bir sıfat tamlamasını oluşturan sözcüklerin altına Arapça karşılıkları yazıldığında doğru bir Arapça sıfat tamlaması oluşturulmuş olur.

Yenikitap
الجَديدُ الكتابُ
Sıfat Mevsuf
Arapçada mevsûf önce kullanıldığı için, sıfatın mevsûfuna dört bakımdan uyma zorunluluğu vardır:

1. Ma‘rifelik ve nekiralık (belirlilik ve belirsizlik) bakımından:

Mevsûf belirli ise sıfatı da belirli, mevsûf belirsiz ise sıfatı da belirsiz kullanılmak zorundadır.
Örneğin;
الرّجُل الغَنِيُّ zengin adam
رَجُلٌ غَنِيٌّ zengin bir adam

2. Cinsiyet bakımından:

Mevsûf erilse sıfat da eril, mevsûf dişilse sıfat da dişil olmalıdır.
Örneğin;
الطّالِب المُجْتَهِد çalışkan erkek öğrenci eril
الطّالِبَة المُجْتَهِدَة çalışkan kız öğrenci dişil

3. İ‘râb bakımından:

Sıfat, mevsûfun i‘râbına tabidir; mevsûf merfû ise sıfat da merfû, mevsûf mansub ise sıfat da mansub, mevsûf mecrur ise sıfat da mecrur olur.
Örnek:
خَرَجَ العالمُ الكبيرُ
رَأَيْتُ العالمَ الكبيرَ
ذَهَبْتُ إِلى العالمِ الكبيرِ

4. Sayı bakımından:

Mevsûf tekilse sıfat da tekil, mevsûf ikil ise sıfat da ikil, mevsûf çoğul ise sıfat da ona uygun yapıda gelmelidir.
المُعَلِّمُ المُخْلِصُ ihlaslı öğretmen
المُعَلِّمانِ المُخْلِصانِ ihlaslı iki öğretmen
المُعَلِّمُون المُخْلِصونَ ihlaslı öğretmenler
المُعَلّمَةُ المُخْلِصةُ ihlaslı kadın öğretmen
المُعَلمَتانِ المُخْلِصَتانِ ihlaslı iki kadın öğretmen
المُعَلّماتُ المُخْلِصاتُ ihlaslı kadın öğretmenler
Şimdi belirsiz bir tamlama üzerinde tüm bu kuralları bir tabloda inceleyelim.
Çoğul İkil Tekil
مُعَلِّمونَ مُسْلِمونَمُعَلِّمانِ مُسْلِمانِمُعَلّمٌ مُسْلِمٌحَضَرَ Merfû (eril)
مُعَلِّماتٌ مُسْلِماتٌمُعَلِّمَتانِ مُسْلِمَتانِمُعَلِّمَةٌ مُسْلِمَةٌحَضَرَتْ Merfû (dişil)
مُعَلِّمِينَ مُسْلِمِينَمُعَلِّمَيْنِ مُسْلِمَيْنِمُعَلِّمًا مُسْلِمًارَأَيْتُ Mansûb (eril)
مُعَلِّماتٍ مُسْلِماتٍمُعَلِّمَتَيْنِ مُسْلِمَتَيْنِمُعَلِّمَةً مُسْلِمَةًرَأَيْتُ Mansûb (dişil)
مُعَلِّمِينَ مُسْلِمِينَمُعَلِّمَيْنِ مُسْلِمَيْنِمُعَلِّمٍ مُسْلِمٍجَلَسْتُ مَعَ Mecrûr (eril)
مُعَلِّماتٍ مُسْلِماتٍمُعَلِّمَتَيْنِ مُسْلِمَتَيْنِمُعَلّمَةٍ مُسْلِمَةٍجَلَسْتُ مَعَ Mecrûr (dişil)
Arapçada düzensiz (kırık) çoğul formundaki gayr-i ‘âkil (akılsız) sözcüklerin tekil dişil kabul edildiklerini daha önce görmüştük.
Dolayısıyla bu tür sözcüklerin sıfatları tekil dişil yapıda kullanılır.
Örneğin,
قَلَمٌ قَديمٌ eski bir kalem
أقْلامٌ قَديمَةٌeski kalemler
Şimdi içinde sıfat tamlaması barındıran aşağıdaki cümlelerin i‘râbını yapalım.
قَرَأتُ كِتابًا جَديدًا Yeni bir kitap okudum.
Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiil ile başlamıştır.
قَرَأتُ : Mâzî fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( ت )
كِتاباً : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, aynı zamanda mevsûf.
جَديداً ) : كِتابًا )'in sıfatıdır; dolayısıyla onun gibi tekil, eril, belirsiz ve mansûbdur (nasb alâmeti sondaki fetha).
يَذْهَبُ الرَّجُلُ الكَريمُ إلى المَسْجِدِ Cömert adam camiye gidiyor.
Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiille başlamıştır.
يَذْهَبُ : Muzâri fiil, üçüncü tekil şahıs, eril.
الرّجُلُ : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti sondaki damme, mevsûf.
الرَّجُلُ) : الكَريمُ )’nün sıfatıdır; dolayısıyla onun gibi tekil, eril, belirli ve merfûdur (ref alâmeti sondaki damme).
إلى : Harf-i cer المسَْجِدِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
كَتَبْتُ إلى الطّالبَيْنِ الناجِحَيْنِ Başarılı iki erkek öğrenciye yazdım.
Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiille başlamıştır.
كَتَبْتُ : Mâzi fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( ت )
إلى : Harf-i cer
الطّالبَيْنِ : Mecrûr, cer alâmeti ( ي ), çünkü ikil, mevsûf.
الطّالبَيْنِ) : الناجِحَيْنِ ) ’nin sıfatıdır; dolayısıyla onun gibi ikil, eril, belirli ve mecrûrdur (cer alâmeti ي 'dir, çünkü ikildir).
حَضَرَتْ مُدَرِّسَتانِ جَديدَتانِ إلى الجامِعَةِ Üniversiteye iki yeni kadın hoca geldi.
Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiille başlamıştır.
حَضَرَتْ : Mâzî fiil, üçüncü tekil şahıs, dişil.
مُدَرِّستانِ : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti elif ( ا ), çünkü ikil, aynı zamanda mevsûf.
مدَرِّستانِ) : جديدتانِ ) ’nin sıfatıdır; dolayısıyla onun gibi ikil, dişil, belirsiz ve merfûdur (ref alâmeti elif ا çünkü ikildir).
إلى : Harf-i cer الجامِعَةِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
خَرَجَ طِفْلٌ صَغيرٌ مِنْ البَيْتِ Küçük bir çocuk evden çıktı.
Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiille başlamıştır.
خَرَجَ : Mâzî fiil, üçüncü tekil şahıs, eril.
طِفْلٌ : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti sondaki damme, aynı zamanda mevsûf.
طِفْلٌ) : صَغيرٌ ) ’un sıfatıdır; dolayısıyla onun gibi tekil, eril, belirsiz ve merfûdur (ref alâmeti sondaki damme).
مِنْ : Harf-i cer
البَيْتِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
قَرَأْتُ كُتُبًا كَثيرَةً في المَكْتَبَةِ Kütüphanede birçok kitap okudum.
Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiille başlamıştır.
قَرَأْتُ : Mâzî fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( ت
كُتُبًا : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, aynı zamanda mevsûf.
كُتُبًا) : كَثيرَةً ) ’in sıfatıdır; كُتُب kelimesi gayr-i âkil düzensiz çoğul olduğu için tekil dişil sayılır, dolayısıyla sıfatı da bu yüzden tekil, dişil, belirsiz ve mansûbdur (nasb alâmeti sondaki fetha).
في : Harf-i cer
المَكْتَبَةِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
في الحَدِيقَةِ أشْجارٌ كَثيرَةٌ Parkta birçok ağaç var.
Bu cümle, bir isim cümlesidir, çünkü isimle başlamıştır.
في الحديقةِ : Şibih cümle (câr-mecrûr) olarak öne geçmiş haber, mahallen merfû.
أشجارٌ : Sona kalmış mubtedâ, merfû, ref alâmeti sondaki damme, mevsûf.
أشْجارٌ) : كَثيرَةٌ ) ’un sıfatıdır; أشْجارٌ kelimesi gayr-i âkil düzensiz çoğul olduğu için tekil dişil sayılır, dolayısıyla sıfatı da bu yüzden tekil, dişil, belirsiz ve merfûdur (ref alâmeti sondaki damme).
Arapçada sıfat, tek bir kelime olabileceği gibi bir niteleme cümlesi de olabilir.
Bir cümlenin niteleme cümlesi olabilmesi için belirsiz bir isimden sonra (bu isim tekil de olabilir, çoğul da) kullanılmış olması gerekir.
Başka bir deyişle, belirsiz isimlerden sonra gelen cümleler niteleme cümleleridir, dolayısıyla sıfattır.
Hatırlayacağınız üzere cümlelerin i‘râbı mahallendir, yani bulunduğu konum itibariyle i‘râbı “mahallen merfû” veya “mahallen mansûb” ya da “mahallen mecrûr” biçiminde yapılır; ref veya nasb ya da cer alameti aranmaz.
Sözgelimi, cümlenin nitelediği isim merfû ise sıfat cümlesi mahallen merfû olur.
Örnek verecek olursak;
يعْمَلُ فِي المَصْنَعِرَجُلٌ حَضَر
Fiil cümlesi
sıfat
Fâ‘il
mevsûf
Mâzi
fiil
Şimdi de sıfatı cümle olan birkaç cümlenin i ‘râbını yapalım:
حَضَر رَجُلٌ يَعْمَلُ في المَصْنَعِ Fabrikada çalışan bir adam geldi.
حَضَر : Mâzi fiil, üçüncü tekil şahıs, eril.
رَجُلٌ : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti sondaki damme, mevsûf.
يَعْمَلُ : Muzâri fiil, dolayısıyla kendisiyle birlikte yeni bir fiil cümlesi başlıyor;
üçüncü tekil şahıs, eril; fâ‘ili gizli zamir ( هو )
في : Harf-i cer
المَصْنَعِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
يَعْمَلُ في المَصْنَعِ : Fiil cümlesi hâlinde sıfat, mahallen merfû; çünkü mevsûfu olan ( رَجُلٌ ) merfû.
يَطْلُبُكَ مُعَلِّمُون يَجْلِسونَ في الصَّفِّ Sınıfta oturan öğretmenler seni istiyor.
يَطْلُبُ : يَطْلُبُكَ : Muzâri fiil, üçüncü tekil şahıs, eril; ( ك ) bitişik nesne zamiri, mef ’ûlun bih, mahallen mansûb, çünkü zamirler mebnî.
مُعَلِّمُون : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti vâv ( و ), çünkü düzenli eril çoğul, aynı zamanda mevsûf.
يَجْلِسونَ : Muzâri fiil, kendisiyle birlikte yeni bir fiil cümlesi başlıyor, fâ‘ili bitişik zamir olan vâvu’l-cemâ‘a ( و )
في : Harf-i cer
الصَّفِّ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
يَجْلِسونَ في الصَّفِّ : Fiil cümlesi hâlinde sıfat, mahallen merfû; çünkü mevsûfu olan ( مُعَلِّمُون ) merfû.
ذَهَبْتُ إلى مُوَظّفاتٍ يَعْمَلْنَ في الوِزارَةِ Bakanlıkta memur olarak çalışan kadınlara gittim.
ذَهَبْتُ : Mâzi fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( ت )
إلى : Harf-i cer
مُوَظّفاتٍ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra, mevsûf.
يَعْمَلْنَ : Muzârî fiil, kendisiyle birlikte yeni bir fiil cümlesi başlıyor, fâ‘ili bitişik zamir olan nûnu’n-nisve ( ن
في : Harf-i cer
الوِزارَةِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
يَعْمَلْنَ في الوِزارَةِ : Fiil cümlesi hâlinde sıfat, mahallen mecrûr; çünkü mevsûfu olan ( مُوَظّفاتٍ ) mecrûr.
Şimdi daha önce öğrendiğimiz tamlamaları ve işaret sıfatlarını kullanarak sıfat tamlamalı farklı cümleler kurmaya çalışalım.
Bunu yaparken öncelikle aşağıdaki Türkçe ifadeleri Arapçaya aktarmaya çalışalım ve aradaki farkı birlikte inceleyelim.
طالِبٌ مُجْتَهِدٌ Çalışkan bir öğrenci
Evet, şimdi yukarıdaki sıfat tamlamasıyla birlikte bir kelime daha ekleyerek bir isim tamlaması oluşturmaya ne dersiniz?
غُرْفَةُ طالِبٍ مُجْتَهِدٍ çalışkan bir öğrencinin odası
Bu tamlama şu anda belirtisiz bir isim tamlaması oldu; ancak içinde bir de sıfat tamlaması barındırıyor.
Şimdi bu tamlamayı zincirleme bir isim tamlamasına çevirmeye ne dersiniz.
حَالَةُ غُرْفَةِ طالِبٍ مُجْتَهِدٍ çalışkan bir öğrencinin odasının hâli
Bu ifadeyle farklı cümleler kurmaya ne dersiniz. Örneğin,
هَذِه غٌرْفَةٌBu bir odadır.
هَذِهِ غُرْفَةُ طالِبٍBu bir öğrenci odasıdır.
هَذِهِ غُرْفَةُ طالِبٍ مُجْتَهِدٍBu çalışkan bir öğrenci odasıdır.
هَذِهِ حالَةُ غُرْفَةِ طالِبٍ مُجْتَهِدٍBu çalışkan bir öğrenci odasının hâlidir.
هَذِه حَالَةُ غُرْفَةِ الطالِبِ المُجْتَهِدِBu, çalışkan öğrencinin odasının hâlidir.
Bu çerçevede aşağıdaki tablodaki kullanımları inceleyelim ve kelimelerin yeri ve yapısı değiştikçe anlamın da nasıl değişmekte olduğunu fark edelim.
رَجُلٌ فَقيرٌFakir bir adam
الرّجُلُ الفَقِيرُFakir adam
فَقْرُ الرّجُلِAdamın fakirliği
الرّجُلُ فَقيرٌAdam fakirdir.
هذا الرّجُلُ فَقيرٌBu adam fakirdir.
هذا الرّجُلُ الفَقيرُ وَفيٌّBu fakir adam vefalıdır.
هذا الرّجُلُ الفَقيرُ الوَفِيُّ اِبْنُ عَمّيBu vefalı fakir adam amcamın oğludur.








http://2kelime.com/     -     [email protected]