Arapça Dil Bilgisi - 17 Cümle çeşitleri

Cümle çeşitleri

Arapçada isim ve fiil cümlesi olmak üzere iki tür cümle yapısı mevcuttur.

Fiil Cümlesi

Arapçada cümleler ya bir fiille başlar, ya da bir isimle.
Hangi tür kelimeyle başladığına bağlı olarak hem cümle adlandırması farklılaşır, hem de cümlenin analizi (i‘râbı).
Çünkü bir isim cümlesindeki söz varlıklarının (cümle ögelerinin) adlandırmasıyla fiil cümlesindeki ögelerin adlandırılışı farklıdır.
Arapçada fiille başlayan cümleye fiil cümlesi denir.
Bir fiil cümlesinde cümleyi oluşturan temel ögelerin sıralanış biçimi şu şekildedir:
Fiil + Fâ‘il (Özne) + Mef‘ûl (Nesne)

Örnek: (Öğrenci bir mektup yazdı.) كَتَبَ الطالبُ رِسالَةً
كَتَبَ : Fiil
الطالبُ : Fâ‘il
رِسالَةً : Mef‘ûl

Fiil Cümlesinin Öznesi

Fiil cümlesinin öznesine Arapçada “fâ‘il” denir.
Fâ‘il, hiçbir zaman fiilden önce gelmez, daima fiilden sonra gelir.
Dolayısıyla fiilden önce kullanılan herhangi bir ismi veya zamiri “fâ‘il” diye adlandırmayacak,fâ‘ili hep fiilden sonra arayacağız.
Fâ‘il olan sözcük, daima merfûdur.
Fiil cümlesinde bir kelimeyi özne yerinde kullandığımızı, o kelimeyi “merfû” halde kullanmak suretiyle göstermiş oluruz.
(Öğrenci, doktoru tanıdı.) عَرَفَ الطالبُ الطبيبَ
Bu cümlede “öğrenci” fâ‘ildir, çünkü merfû kullanılmıştır.
Ref alâmeti sonundaki damme’dir. الطالب (öğrenci) yerine الطبيب (doktor) kelimesi merfû olmuş olsaydı, o zaman cümlenin öznesi “doktor” olacak ve cümleyi “Doktor öğrenciyi tanıdı” biçiminde anlamlandıracaktık.
Fiil cümlesi kurarken dikkat edilecek hususların başında fiil ile fâ‘il arasındaki bağlantı gelir.
Zira cümle başında kullanılan fiilin yapısı, kendisinden sonra gelen fâ‘ilin yapısına, eril veya dişil oluşuna, açık bir isim veya zamir oluşuna bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Fiil Cümlesinde Fiil-Fâ‘il İlişkisi

Bir fiil cümlesinin fâ‘ili (öznesi), daima fiilden sonra gelir.
Fiil, kendisinden sonra gelen fâ‘ilinin aşağıdaki özelliklerine bağlı olarak şekillenir:
1. Fâ‘il erilse fiil de eril; fâ‘il dişilse, fiil de dişil yapıda kullanılır.
Örnek:
(Erkek öğrenci bir mektup yazdı.) كَتَبَ الطالبُ رِسالَةً
(Kız öğrenci bir mektup yazdı.) كَتَبَتْ الطالبَةُ رِسالَةً
Bu örneklerde, öznenin cinsiyetine bağlı olarak fiilin de yapısının değiştiğini fark ediniz.

2. Fâ‘il açık bir isim ise (yani “yazdı”, “yazdılar”, “yazdın”, “yazdım”, “yazdık”, “yazıyorsun”, “yazıyoruz” örneklerinde olduğu gibi fiile bitişik açık veya gizli bir özne zamiri değil de Ali, Ayşe, doktor, mühendis, öğretmen gibi açık bir isim ise), fiil daima 3. tekil şahıs yapısında kullanılır.
Fakat fâ‘ilin cinsiyetine bağlı olarak ya 3. tekil erildir, ya da 3. tekil dişildir.

Örnek:
(Erkek öğrenciler bir mektup yazdılar.) كَتَبَ الطلابُ رِسالَةً
(Kız öğrenciler bir mektup yazdılar.) كَتَبَتْ الطالباتُ رِسالَةً
(Adamlar denizde yüzüyorlar.) يَسْبَحُ الرجالُ في البَحْرِ
(Kadınlar havuzda yüzüyorlar.) تَسْبَحُ النساءُ في الحوضِ

Bu örneklerde fâ‘iller çoğul olmalarına rağmen, açık bir isim olarak geldikleri için, fiillerin hep 3. tekil şahıs olarak kullanıldığını, ama fâ‘ilin cinsiyetine bağlı olarak ya üçüncü tekil eril, ya da üçüncü tekil dişil olarak kullanılmış olduğunu tekrar gözden geçiriniz.

3. Fâ‘il açık bir isim olarak değil de gizli özne veya bitişik zamir olarak geliyorsa, bu durumda fiil tekillik, ikillik, çoğulluk, erillik ve dişillik bakımından fâ‘ile uygun çekimiyle kullanılır.
Bu durum daha çok fâ‘ilin birden çok eyleminin peş peşe anlatıldığı anlarda karşımıza çıkar.
Fâ‘il ilk eylemde zikredilir, daha sonraki eylemlerde açıkça zikredilmez, ama fiilde o isme, yani fâ‘ile ait bitişik bir zamir bulunur ki böylece eylemin kim tarafından gerçekleştirildiği anlaşılabilsin.

Örnek:
Erkek öğrenciler okuldan çıktılar, kütüphaneye gittiler ve bir saat ders çalıştılar.
خرجَ الطلابُ من المدرسةِ وذَهَبُوا إلى المكَْتَبَةِ ودَرَسُوا ساعةً
Arapçada her bir fiil, ister fâ‘ili açık bir isim olsun, ister gizli bir zamir, ister mef‘ûlü olsun isterse olmasın, tek başına bile bir fiil cümlesi demektir.

Erkek öğrenciler okuldan çıktılar ( خرجَ الطلابُ من المدرسةِ ):
Bu örnekte fâ‘il ( الطلابُ ) açık bir isim olarak geldiği için ve de eril olduğu için, fiil 3. tekil şahıs, eril olarak geldi.
Fâ‘il, “erkek öğrenci” veya “iki erkek öğrenci” biçiminde de olsaydı, fiil yine aynı şekilde üçüncü tekil şahıs, eril olarak kullanılacaktı:
خرجَ الطالبُ من المدرسةِ veya خرجَ الطالبانِ من المدرسةِ gibi. Kütüphaneye gittiler ( وذَهَبُوا إلى المكَْتَبَةِ ):

Bu örnekte baştaki vâv, Türkçede virgül ile ayrılan, birbirine anlamca bağlı iki cümleyi bağlamada kullanılan atıf vâvıdır.
Bu vâvı bir kenara koyarsak, fiilden sonra fâ‘ilinin açık bir isim olarak gelmediği görülür.
Onun yerine cümlenin Türkçesinde olduğu gibi Arapçasında da fiile bitişik özne zamiri kullanılmıştır.
( ذَهَب ) fiilinin ( ذَهَبُوا ) formu, fiil çekimlerinde gördüğümüz gibi, 3. çoğul eril şahsa ait çekimdir ve bu şekliyle fiil “gittiler” anlamını kazanmaktadır, ama gidenler kadın değil, erkektirler.
Türkçede “ler” ekinin eylemin 3. çoğul şahıs tarafından yapıldığını göstermesi gibi, Arapçada mâzî fiile bitişen vâv da eylemin 3. çoğul eril şahıs tarafından yapıldığını göstermektedir. Dolayısıyla vâv, fiile bitişik özne zamiridir ve fâ‘ildir.

Bir saat ders çalıştılar ( ودَرَسُوا ساعةً ):
Burada da ( درس – ders çalıştı) fiilinin fâ‘ili açık bir isim olarak gelmemiştir.
Bu yüzden, ( درس ) fiili, “erkek öğrenciler”in temsil ettiği 3. çoğul şahıs, eril formuna uygun yapısıyla kullanılmış ve böylece “ders çalıştılar” anlamı oluşturulmuştur.
Burada da fâ‘il, fiile bitişik özne zamiri olan çoğul vâvıdır.

Bitişik Özne Zamirleri (Merfû Muttasıl Zamirler)

Bitişik özne zamirleri mâzî ve muzâri fiile bitişen ve fâ‘il yerinde kullanılan zamirlerdir.
Mâzî fiile bitişen özne zamirleri aşağıda bir tablo olarak verilmektedir.
ZamirÇoğul (Cem‘)İkil (Tesniye)Tekil (Mufred) 
ا-وكَتَبواكَتَباكَتَبَEril (gâib)
ا-نكَتَبْنَكَتَبَتاكَتَبَتْDişil (gâibe)
تَ - تُمَا - تُمْكَتَبْتُمْكَتَبْتُمَاكَتَبْتَEril (muhâtab)
تِ - تُمَا - تُنَّكَتَبْتُّكَتَبْتُماكَتَبْتِDişil (muhataba)
تُ – ناكَتَبْنَاكَتَبْتُMutekellim

Örnek verecek olursak;
كَتَبَ (yazdı) fiilinde gizli zamir olan هُوَ : ( o - erkek-) ve كَتَبَتْ (yazdı) fiilinde gizli zamir olan هِيَ : ( o -kadın-) fâ‘il durumundadır.
كَتَبا (ikisi yazdılar) fiilinde, ( ا ) fâ‘il durumundadır.
Bu elife Arapçada elifu’l-isneyn (ikil elifi) denir.
كَتَبوا (yazdılar) fiilinde, ( و ) fâ‘il durumundadır.
Bu vâva Arapçada vâvu’l-cemâ‘a (çoğul vâvı) denir.
كَتَبْنَ (yazdılar) fiilinde, ( نَ ) fâ‘il durumundadır.
Eylemin kadınlar tarafından yapıldığını göstermektedir.
Bu zamire Arapçada nûnu’n-nisve (kadınlar nûnu) denir.
كَتَبْتَ (yazdın) fiilindeki ( تَ ) ,
كَتَبْتُما (ikiniz yazdınız) fiilindeki ( تُما ) ,
كَتَبْتُمْ (yazdınız) fiilindeki, ( تُمْ ),
كَتَبْتِ (yazdın) fiilindeki ( تِ ),
كَتَبْتُنّ (yazdınız) fiilindeki ) تُنّ ,
كَتَبْتُ (yazdım) fiilindeki ( تُ ) fâ‘il durumundadır.
Buradaki fiile bitişik “harekeli te”lere Arapçada tâu’l- muteharrike denir.
Tümü bitişik özne zamiridir.
كَتَبْنا (yazdık) fiilinde, ( نا ) fâ‘il durumundadır.
Bu zamire Arapçada nâ’l-fâ‘ilîn (özne nâ) adı verilir.
Muzâri fiile bitişen özne zamirleri aşağıda bir tablo olarak verilmektedir.

ZamirÇoğul (Cem‘)İkil (Tesniye)Tekil (Mufred) 
ا - ويَكْتُبونَيَكْتُبانِيَكْتُبُEril (gâib)
ا - نيَكْتُبْنَتَكْتُبانِتَكْتُبُDişil (gâibe)
ا – وتَكْتُبونَتَكْتُبانِتَكْتُبُEril (muhâtab)
ي - ا - نتَكْتُبْنَتَكْتُبانِتَكْتُبينَDişil (muhataba)
نَكْتُبُأَكْتُبُMutekellim

Muzâri fiillere bitişik özne zamirleri dört tanedir:
ikil şahıslardaki elif (elifu’l-isneyn),
eril çoğullardaki vâv (vâvu’l-cemâ‘a),
2. tekil şahıs, dişil formundaki ye (buna yâu’l-muhâtaba denir)
ve dişil çoğullardaki nûn (nûnu’n-nisve).
Bunların dışındaki muzâri formlarının bitişik özne zamirleri yoktur.
Bu yapılara ait özneler, gizli zamirlerdir.
Örnek verecek olursak;
يَكْتُبُ (yazıyor) fiilinde, gizli zamir olan ( هُوَ ) : (o-erkek-) ve تَكْتُبُ (yazıyor) fiilinde, gizli zamir olan ( هِيَ ) : (o - kadın-) fâ‘il durumundadır.
أَكْتُبُ (yazıyorum) fiilinde, gizli zamir olan ( أَنا ) : (ben) ve نَكْتُبُ (yazıyoruz) fiilinde, gizli zamir olan ( نَحْنُ ) : (biz) fâ‘il durumundadır.
يَكْتُبونَ (onlar yazıyorlar) fiilinde, vâvu’l-cemâ‘a (çoğul vâvı) fâ‘il durumundadır.
يَكْتُبْنَ (onlar yazıyorlar) fiilinde, nûnu’n-nisve (kadınlar nûnu) fâ‘il durumundadır.
تَكْتُبينَ (yazıyorsun) fiilinde, yâu’l muhataba fâ‘il durumundadır.
تَكْتُبْنَ (yazıyorsunuz) fiilinde, nûnu’n-nisve (kadınlar nûnu) fâ‘il durumundadır.

Fiil Cümlesinin Nesnesi

Fiil cümlesinin nesnesine, bir başka ifadeyle “düz tümleç”e Arapçada “mef‘ûlun bih”, kısaca “mef‘ûl” diyoruz.
Türkçede yükleme “neyi, kimi” sorusu yöneltildiğinde alınan cevap “nesne”yi gösteriyor olsa da, Arapçada bazen bu yanıt “mef‘ûlun bih” olmayabilir.
Arapçada “mef‘ûl”ü, biraz sıra dışı bir tanımla, şu şekilde tanımlamamız mümkündür:
Mef‘ûl, fiil cümlesinde fiilden sonra gelen; başında herhangi bir harf-i cer bulunmayan, fâ‘il veya zarf veya tamlayan olmayan mansûb isimdir.
Bir ismi fiil cümlesinde fâ‘il olarak kullandığımızı göstermek için onu nasıl merfû halde kullanıyorsak, bir ismi mef‘ûl olarak kullandığımızı göstermek için de o ismi mutlaka mansûb halde kullanırız.

Kural şu: Fâ‘il daima merfû; mef‘ûlun bih daima mansûb.

Örnekler:

(Çocuk, suyu içti.) شَرِبَ الطِّفْلُ الماءَ
شَرِبَ : Mâzî fiil, 3. tekil şahıs, eril.
الطِّفْلُ : Özne (fâ‘il), merfû, ref alâmeti sondaki damme.
الماءَ : Nesne (mef‘ûl), mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.

(Çocuklar, camı kırdı.) كَسَرَ الأَطْفالُ الزّجاجَ
كَسَرَ : Mâzî fiil, 3. tekil şahıs, eril.
الأَطْفالُ : Özne (fâ‘il), merfû, ref alâmeti sondaki damme.
الزّجاجَ : Nesne (mef‘ûl), mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.

(İki doktor, hastayı muayene etti.) فَحَصَ الطَبيبانِ المريضَ
فَحَصَ : Mâzî fiil, 3. tekil şahıs, eril.
الطّبيبانِ : Özne (fâ‘il), merfû, ref alâmeti elif, çünkü ikil.
المرَيضَ : Nesne (mef‘ûl), mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.

(Öğretmenler, pencereyi açtı.) فَتَحَ المُعَلّمونَ النّافذةَ

فَتَحَ : Mâzî fiil, 3. tekil şahıs, eril.
المُعَلّمونَ : Özne (fâ‘il), merfû, ref alâmeti vâv, çünkü düzenli eril çoğul.
النّافذةَ : Nesne (mef‘ûl), mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.

(Kadın doktor, reçeteyi yazdı.) . كَتَبَتْ الطّبيبةُ الوَصْفَةَ
كَتَبَتْ : Mâzî fiil, 3. tekil şahıs, dişil.
الطّبيبةُ : Özne (fâ‘il), merfû, ref alâmeti sondaki damme.
الوصفةَ : Nesne (mef‘ûl), mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.

(Kızlar, yemeği yaptılar.) صَنَعَتْ البناتُ الطعامَ
صَنَعَتْ : Mâzî fiil, 3. tekil şahıs, dişil.
البناتُ : Özne (fâ‘il), merfû, ref alâmeti sondaki damme.
الطّعامَ : Nesne (mef‘ûl), mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.

Fâ‘il ile Mef‘ûl’ün Yer Değiştirmesi

Fiil cümlesinin yapısı normalde fiil+fâ‘il+mef‘ûl biçimindedir.
Burada fiilin başta kullanılma zorunluluğu olduğunu (eğer cümle fiil cümlesi olacaksa) biliyorsunuz.
Fâ‘ilin yeri normalde fiilden hemen sonradır.
Bununla birlikte fâ‘il ile mef‘ûl, bazen vurguya bağlı olarak yer değiştirebilirler.

(Sütü, çocuk içti.) شَرِبَ الحَليبَ الطّفْلُ
شَرِبَ : Mâzî fiil, 3. tekil şahıs, eril.
الحَليبَ : Nesne (mef‘ûl), mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.
الطّفلُ : Özne (fâ‘il), merfû, ref alâmeti sondaki damme.
(Bu cümlede, yüklemin “içmek” fiili olması dolayısıyla fâ‘ilin “çocuk” olduğu, hareke yanı sıra anlamca da açıktır.)

(Kapıyı, genç kız açtı.) فَتَحَتْ البابَ الفتاةُ
فَتَحَتْ : Mâzî fiil, 3. tekil şahıs, dişil
البابَ : Nesne (mef‘ûl), mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.
الفَتاةُ : Özne (fâ‘il), merfû, ref alâmeti sondaki damme.
(Bu cümlede, yüklemin “açmak” fiili olması dolayısıyla fâ‘ilin “genç kız” olduğu, hareke yanı sıra anlamca da açıktır.)

(Resmi, bir öğrenci çizdi.) رَسَمَ الصورَةَ تِلميذٌ
رَسَمَ : Mâzî fiil, 3. tekil şahıs, eril
الصورةَ : Nesne (mef‘ûl), mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.
تلميذٌ : Özne (fâ‘il), merfû, ref alâmeti sondaki damme.
(Bu cümlede, yüklemin “çizmek” fiili olması dolayısıyla fâ‘ilin “çocuk” olduğu, hareke yanı sıra anlamca da açıktır.)

Fâ‘il ile Mef‘ûl Ne Zaman Yer Değiştiremez?

Tamamıyla bir mantık sorusudur ve cevabı da mantıkidir.
Tahmin edeceğiniz gibi, fâ‘ili mef‘ûlden ayırt edebileceğimiz hiçbir alâmet yoksa, fâ‘il olanın tek göstergesi normalde mef’ûlden önce geliyor oluşu (yani fâ‘ilin mef‘ûle göre önceliği) ise, bu durumda fâ‘il olan sözcüğün mef‘ûl olan sözcükten önce kullanılması zorunludur; bu iki öge ancak böyle bir durumda aslâ yer değiştiremez.



İsim Cümlesi

Arapçada isimle başlayan cümleye isim cümlesi denir.
İsim cümlesi iki ögeden oluşur.
1) Mubteda 2) Haber
Mubteda: İsim cümlesinin öznesinin adıdır. Daima merfûdur. Çoğunlukla belirlidir.
Cümleye genellikle bu öge ile başlanır.
Haber: Cümlenin yüklemi olan ögedir. Daima merfûdur. Genellikle mubtedadan sonra gelir.
Tek bir kelime olduğunda çoğunlukla belirsizdir.
ال.....................
MubtedaHaber
BelirliBelirsiz


CümleTercüme
الجَوُّ بارِدٌHava soğuktur.
الكتابُ مُفيدٌKitap yararlıdır.
الصَّبْرُ جَمِيلٌSabır güzeldir.


Mubteda ile haber birbirinden kopuk iki öge değildir, tersine aralarında sağlam bir bağ vardır.
Haber olan sözcük, mubtedaya aşağıdaki yönlerden uymak zorundadır:
1. Erillik-dişillik yönünden: Mubteda erilse haber de eril, mubteda dişilse haber de dişil olmak zorundadır.

CümleTercüme
الطّالبُ ناجِحٌErkek öğrenci başarılıdır.
الطّالِبَةُ ناجِحَةٌKız öğrenci başarılıdır.
الطّالِبُ مُجْتَهِدٌErkek öğrenci çalışkandır.
الطّالِبَةُ مُجْتَهِدَةٌKız öğrenci çalışkandır.
البيتُ جَيلٌEv güzeldir.
الحَديقةُ جَيلَةٌBahçe güzelidir.
الرّجلُ فَقيرٌAdam fakirdir.
المَرْاَةُ فَقيرَةٌKadın fakirdir.

2. Sayı yönünden: Haber mubtedaya tekillik, ikillik ve çoğulluk yönünden uymak zorundadır.
Sayı yönüCümleTercüme
Tekilالطّالِبُ ناجحٌErkek öğrenci başarılıdır.
İkilالطّالِبانِ ناجِحانِİki erkek öğrenci başarılıdır.
Çoğulالطُلّبُ ناجِحونErkek öğrenciler başarılıdır.
Tekilالطّالِبَةُ ناجحةٌKız öğrenci başarılıdır.
İkilالطّالِبتانِ ناجِحتانِİki kız öğrenci başarılıdır.
Çoğulالطَّالِباتُ ناجِحاتٌErkek öğrenciler başarılıdır.

Mubteda her zaman merfû olduğu için, mubteda olan bir ismin yerini tutacak zamir de doğal olarak ayrık özne zamiri, yani merfû munfasıl bir zamir olacaktır.
Aşağıdaki cümlelerde mubtedanın ayrık özne zamirinden (merfû munfasıl zamir) oluştuğunu, zamirlerin ikil ve çoğula dönüşmesiyle birlikte hem erilde hem de dişilde haberin nasıl değiştiğini fark ediniz.

هُمْ مُعَلِّمونَهما مُعَلِّمانِهُوَ مُعَلِّمٌ
هُنَّ مُعَلِّماتٌهما مُعَلِّمَتانِهيَ مُعَلِّمَةٌ
أنتم مُعَلِّمونَأنتما مُعَلِّمانِأنتَ مُعَلِّمٌ
أنتن مُعَلِّماتٌأنتما مُعَلِّمتانِأنتِ مُعَلِّمَةٌ
نحن مُعَلِّمونَأنا مُعَلِّمٌ
نحن مُعَلِّماتٌأنا مُعَلِّمَةٌ

Zamirler mebnîdirler, yani harekeleri hiçbir zaman değişmez.
Bu yüzden ref veya nasb ya da cer alâmeti zamirlerde aranmaz.
İ‘râbı yapılırken, cümle içinde hangi ögenin yerindeyse, o ögenin alması gereken hareke kastedilerek mahallen (yani, bulunduğu yer bakımından) merfû, mahallen mansûb veya mahallen mecrûr denir.
Şimdi özne konumundaki bazı isimlerin ayrık özne zamirine dönüşümünü inceleyelim.

CümleTercümeCümleTercüme
هُوَ فَقيرٌ.O fakirdir.الرّجُلُ فَقِيرٌ.Adam fakirdir.
هِيَ جَيلَةٌ.O güzeldir.البنتُ جَيلةٌ.Kız güzeldir.
هِيَ واسِعَةٌ.O geniştir.الحَديقَة واسِعَةٌ.Bahçe geniştir.
هُا طَويلانِ.O ikisi uzundur.الطّالِبانِ طَويلانِ.İki öğrenci uzundur.
هُا جَيلَتانِ.O ikisi güzeldir.الممَُرّضتانِ جَيلَتانِ.İki hemşire güzeldir.
هُمْ مُخْلِصونَOnlar ihlaslıdır.الرِّجالُ مُخْلِصونَAdamlar ihlaslıdır.
هُنَّ مُجْتَهِداتٌOnlar (kadın) çalışkandır.الطّبيباتُ مُجْتَهِداتٌKadın doktorlar çalışkandır.

HaberMubtedaTercüme
طالِبٌ.أنتَSen öğrencisin.
Haber, merfû, ref alâmeti sondaki dammeMubteda, mahallen merfû, çünkü zamir
مُتَقاعدٌ.أنا Ben emekliyim.
Haber, merfû, ref alâmeti sondaki dammeMubteda, mahallen merfû, çünkü zamir
مُهَنْدِسَةٌهِيَ O -kadın- mühendistir.
Haber, merfû, ref alâmeti sondaki dammeMubteda, mahallen merfû, çünkü zamir








http://2kelime.com/     -     [email protected]