Arapça Fiil - 5

Fiillerde Olumsuzluk

Arapça fiiller olumsuz hâle çevrilirken mâzî fiilin başına ( ما ); muzâri fiilin başına ( ما veya لا ) olumsuzluk edatları getirilir. Mâzî veya muzâri fiilin son harekesinde veya yapısında herhangi bir değişiklik yapılmaz.

Mâzî Fiilin Olumsuzu

Arapça mâzî fiil olumsuz yapılırken fiilin hemen başına ( ما ) olumsuzluk edatı getirilir.
Bu ( ما )’ya olumsuzluk mâ’sı anlamında “mâ en-nâfiye” denir.
Mâzî fiilin olumsuz çekimini aşağıdaki tabloda görelim.
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
هُمْ ما كَتَبُوا
Onlar yazmadılar
هُما ما كَتَبَا
O ikisi yazmadılarَ
هُوَ ما كَتَبَ
O yazmadı
Gaib
هُنَّ ما كَتَبْنَ
Onlar yazmadılar
هُما ما كَتَبَتَا
O ikisi yazmadılarَ
هِيَ ما كَتَبَتْ
O yazmadı
Gaibe
أَنْتُمْ ما كَتَبْتُمْ
Sizler yazmadınız
أَنْتُما ما كَتَبْتُمَا
Siz ikiniz yazmadınız
أَنْتَ ما كَتَبْتَ
Sen yazmadın
Muhâtab
أَنْتُنّ ما كَتَبْتُّ
Sizler yazmadınız
أَنْتُما ما كَتَبْتُمَا
Siz ikiniz yazmadınız
أَنْتِ ما كَتَبْتِ
Sen yazmadın
Muhataba
نَحْنُ ما كَتَبْنَا
Biz yazmadık

أَنا ما كَتَبْتُ
Ben yazmadım
Mutekellim

Dikkat edileceği üzere, olumsuzluk ( ما )’sının başa gelmesiyle mâzî fiil çekimimizde, fiilin son harekesinde veya yapısında herhangi bir değişiklik olmadı.
Şimdi mâzî fiilin olumsuz kullanımıyla ilgili birkaç örnek cümle yapalım.
هلْ كَتَبْتَ الدّرسَ يا أحْمَد؟Dersi yazdın mı Ahmet?
لا، ما كَتَبْتُ الدّرْسَHayır, dersi yazmadım.
هلْ ذهبْتِ إلى أنطاليا يا فاطمة؟Antalya’ya gittin mi Fatma?
لا، ما ذهبْتُ إلى أنطالياHayır, Antalya’ya gitmedim.
هلْ جَلَسْتُم مع المدُير؟Müdür ile oturdunuz mu?
لا، ما جَلَسْنا مَعَهHayır, onunla oturmadık.
Şimdi de fiili geçmiş zamanın olumsuz yapısında olan bazı cümlelerin i‘râbını yapalım.
ما شَرِبْتُ مِنْ هذا الحَليبِBu sütten içmedim.
ما : Mâ en-nâfiye
شَرِبْتُ : Mâzî fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( ت )
من : Harf-i cer
هذا : İşaret sıfatı (ismu’l-işâra), mahallen mecrûr, çünkü mebnî.
الحَليبِ : Muşârun ileyh mecrûr (çünkü işaret sıfatına uymak zorunda), cer alâmeti sondaki kesra.
ما فَهِمْتُ الدّرْسَDersi anlamadım
ما : Mâ en-nâfiye
فَهِمْتُ : Mâzî fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( ت )
الدّرْسَ : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.

Muzâri Fiilin Olumsuzu

Arapça muzâri fiil olumsuz yapılırken başına ( ما veya لا ) olumsuzluk edatlarından biri getirilir; ancak لا olumsuzluk edatı daha yaygın olarak kullanılır.
Bu ( لا )’ya olumsuzluk lâ’sı anlamında "lâ en-nâfiye" adı verilir.
Muzâri fiilin olumsuz çekimini aşağıdaki tabloda görelim.
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
هُمْ لا يَكْتُبُونَ
Onlar yazmıyorlar
ههُا لا يَكْتُبَانِ
O ikisi yazmıyor
هُوَ لا يَكْتُبُ
O yazmıyor
Gaib
هُنَّ لا يَكْتُبْنَ
Onlar yazmıyorlar
ههُا لا تَكْتُبانِ
O ikisi yazmıyor
هِيَ لا تَكْتُبُ
O yazmıyor
Gaibe
أَنْتُمْ لا تَكْتُبونَ
Sizler yazmıyorsunuz
أَنْتُما لا تَكْتُبانِ
Siz ikiniz yazmıyorsunuz
أَنْتَ لا تَكْتُبُ
Sen yazmıyorsun
Muhâtab
أَنْتُنَّ لا تَكْتُبْنَ
Sizler yazmıyorsunuz
أَنْتُما لا تَكْتُبانِ
Siz ikiniz yazmıyorsunuz
أَنْتِ لا تَكْتُبينَ
Sen yazmıyorsun
Muhataba
نَحْنُ لا نَكْتُبُ
Biz yazmıyoruz

أَنا لا أَكْتُبُ
Ben yazmıyorum
Mutekellim

Dikkat edileceği üzere, olumsuzluk ( لا )’sının başa gelmesiyle muzâri fiil çekimimizde, fiilin son harekesinde veya yapısında herhangi bir değişiklik olmadı.
Şimdi muzâri fiilin olumsuz kullanımıyla ilgili birkaç örnek cümle yapalım.
؟ هلْ تَذْهَبُ إلى السّوقPazara mı gidiyorsun?
لا، لا أذْهَبُ إلى السّوقHayır, pazara gitmiyorum.
هلْ تَشْرَبينَ القَهوَة؟Kahve içer misin?
لا، لا أشْرَبُ القَهْوَة. أَشْرَبُ الشايَHayır, kahve içmem. Çay içerim.
Şimdi de fiili olumsuz muzâri yapısında olan bazı cümlelerin i‘râbını yapalım.
لا نَذْهَبُ إلى المَسْرَحِTiyatroya gitmiyoruz.
لا : Lâ en-nâfiye
نَذْهَبُ : Muzâri fiil ve fâ‘ili gizli zamir ( نحن )
إلى : Harf-i cer
المَسْرَحِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
لا أضْحَكُ على هذه القِصَّة Bu hikâyeye gülmüyorum.
لا : Lâ en-nâfiye
أضْحَكُ : Muzâri fiil ve fâ‘ili gizli zamir ( أنا )
على : Harf-i cer
هذه : İşaret sıfatı (ismu’l-işâra), mahallen mecrûr, çünkü mebnî.
القِصّةِ : Muşârun ileyh, mecrûr (çünkü işaret sıfatına uymak zorunda), cer alâmeti sondaki kesra.

لَمْ ile Olumsuz Mâzî

لَمْ (lem), bir cezm edatıdır.
Sadece muzâri fiilin başına gelir.
Cezm edatı olduğu için, başına geldiği muzâri fiili cezm eder.
Fiilin muzâri anlamını da değiştirerek olumsuz mâzîye çevirir.
Dolayısıyla olumsuz mâzî (olumsuz di’li geçmiş) anlamı iki yolla elde edilir:
1. Fiilin mâzî formunun başına olumsuzluk “mâ”sı getirmek;
2. Fiilin muzârisinin başına “lem” cezm edatı getirmek.
Her iki şekilde de aynı anlam elde edilmiş olur.
Örneğin;
ما كَتَبَ = لَمْ يَكتُبْ (yazmadı)
لَمْ ’in kendisinden sonraki muzâri fiil üzerinde i‘râb yönünden nasıl bir etki yaptığını, merfû olan muzâri fiili nasıl meczûma dönüştürdüğünü anlayabilmek için cezm alâmetlerinin veya göstergelerinin neler olduğunu bilmemiz gerekmektedir.

Cezm Alâmetleri

Cezm, isimlerle ilgili bir kavram olmayıp, sadece fiillerle ilgili bir kavramdır ve fiillerin de son harfinin harekeleri veya son ekleriyle alakalıdır.
Cezm veya Türkçe kullanımıyla “cezim”, şu şekilde tanımlanabilir:
“Bir fiilin sonunun ‘sükûn’ ile harekelenmesi veya ‘sükûn’ harekesinin yerine geçecek başka bir alâmeti barındırması durumudur”.
Üzerinde cezm alâmeti barındıran fiile “meczûm” (yani cezm edilmiş, cezimli) denir.
Her fiil kipi için cezm söz konusu değildir; başında cezm edatı bulunan muzâri fiiller, emir veya nehiy kipine dönüşen muzâri fiiller meczûmdurlar.
Dolayısıyla sadece muzâri fiiller cezm edilebilirler, mâzî fiil için veya gelecek zaman kipi için cezim söz konusu değildir.
Çekim biçimini daha önce görmüş olduğumuz muzâri fiil, aslında “merfû” haldeki muzâri fiildir.
Merfû haldeki bu muzâri fiil, başında bir cezm edatı kullanıldığında veya emir ya da nehiy kipine dönüştürüldüğünde aşağıdaki işlemlerden biri ile meczûm yapılır.
Başka bir deyişle, aşağıdaki işlemler, bir muzâri fiilin cezm edilmiş olduğunun göstergeleri, alâmetleridir:
1. Muzâri fiilin son harfinin damme harekesinin sükûna çevrilmesi:
Bildiğiniz gibi bir muzâri fiilin 3. tekil şahıs eril ve dişil, 2. tekil şahıs eril ve 1. tekil ve 1. çoğul şahıs yapıları sonlarına ek almazlar, son harflerinin harekeleri damme’dir.
Aslında bu damme, fiilin merfû oluşunun alâmetidir ve “sükûn” harekesine dönüştüğünde fiil meczûm olmuş olur.
Fiilin cezm edilmiş olduğunun alâmeti, yani cezm alâmeti, damme harekesinin sükûna dönüşmüş olmasıdır.
Ama biz kısaca, cezm alâmeti “sükûn” deriz.
Şimdi bunu, ilgili muzâri fiil yapılarının başına bir cezm edatı, mesela ( لَمْ ) getirerek örneklendirelim.
هو لَمْ يَكْتُبْهو يَكْتُبُ
هي لَمْ تَكْتُبْهي تَكْتُبُ
أنتَ لَمْ تَكْتُبْأنتَ تَكْتُبُ
أنا لَمْ أَكْتُبْأنا أَكْتُبُ
نحن لَمْ نَكْتُبْنحن نَكْتُبُ
Dikkat edileceği üzere, yukarıdaki örneklerde damme ile merfû olan muzâri fiiller, bir cezm edatı olan ( لَمْ ) dolayısıyla meczûm oldular.
Bu örneklerde meczûm fiillerin cezm alâmetleri, sonlarındaki damme harekesinin “sükûn”a dönüşmüş olmasıdır; kısaca “sükûn”dur.

2. Merfû hâldeki muzâri fiilin sonunda bulunan ( ِين ) ( ون ) ( ان ) eklerindeki nûn’ların düşürülmesi.
3. ikil eril ve dişil şahıslarda, 3. ve 2. çoğul eril şahıslarda ve 2. tekil dişil şahısta fiilin sonuna gelen eklerdeki nûn’ların varlığı ref alâmeti iken, düşürülmesi cezm alâmetidir.
Şunu da unutmayalım ki, eril çoğullarda düşürülen nûn harfinin yerine vâv’lardan sonra mutlaka bir elif harfi getirilir.
Şimdi bunları yine muzâri fiilin ilgili yapılarını ( لَمْ ) ile kullanarak örneklendirelim.
هما لَمْ يَكْتُبَاهما يَكْتُبَانِ
هما لَمْ تَكْتُبَاهما تَكْتُبَانِ
أنتِ لَمْ تَكْتُبِأنتِ تَكْتُبِينَ
أنتما لَمْ تَكْتُبَاأنتما تَكْتُبَانِ
هم لَمْ يَكْتُبُواهم يَكْتُبُونَ
أنتم لَمْ تَكْتُبُواأنتم تَكْتُبُونَ
Dikkat edileceği üzere, yukarıdaki örneklerde nûn’ların varlığı ile merfû olan muzâri fiiller, bir cezm edatı olan ( لَمْ ) dolayısıyla meczûm oldular.
Bu örneklerde meczûm fiillerin cezm alâmetleri, sonlarındaki nûn’ların düşmüş olmasıdır (hazfu’n-nûn veya sukûtu’n-nûn).
Fiilin 3. ve 2. çoğul eril formlarında nûn’ların düşürülmesinden sonra yerlerine elif getirilmiş olduğunu fark etmiş olmalıyız.
Not: Muzâri fiilin 3. ve 2. çoğul şahıs dişil formlarındaki nûn’lar (nûnu’n-nisve’ler) fiile bitişik özne zamiri olmaları dolayısıyla hiçbir zaman düşmezler, her durumda varlıklarını muhafaza ederler.
Örnek:
هُنّ لَمْ يَكْتُبْنَهُنّ يَكْتُبْنَ
أنتُّ لَمْ تَكْتُبْنَأنتُّ تَكْتُبْنَ
Dikkat edileceği üzere yukarıdaki örneklerde muzâri fiilin başına bir cezm edatı olan ( لَمْ ) gelmesine rağmen, muzâri fiilin yapısında hiçbir değişiklik olmadı.
3. Muda‘‘af fiillerde şeddenin üstündeki damme harekesinin fethaya dönüştürülmesi.
Bilindiği üzere şedde harekesi tıpkı sükûn harekesi gibi harfin kendi sesini verir, ünsüzdür.
Şedde ve sükûn işlevsel olarak aynı olduğundan birlikte bulunamazlar.
Bu yüzden sâlim fiillerden farklı olarak, muda‘‘af fiillerin sonuna ek almayan muzâri formları (bunlar, 1. maddede de belirtildiği üzere muzâri fiilin 3. tekil eril ve dişil şahıs, 2. tekil eril şahıs ve 1. tekil ve 1. çoğul şahıs yapılarıdır) cezm edilirken, şeddenin üstündeki damme harekesi fetha harekesine dönüştürülür ve cezm alâmeti muda‘‘af fiilin ilgili formları için “fetha” olarak kabul edilir.
Örnek:
هو لَمْ يَمُرَّهو يَمُرُّ
4. Nâkıs ve lefîf fiillerde sondaki illetli harfin düşürülmesi.
Nâkıs ve lefîf fiillerin lâmu’l-fiilleri, yani son harfleri illetlidir.
Bu fiillerin muzârilerinde illetli harfler sadece kendilerinden önceki harfin harekesini uzatan med harfleri konumundadırlar ve meczûm olacaklarında sondaki illetli harf düşürülür.
Cezm alâmeti, illetli harfin düşürülmesi (hazf harfi’l-‘ille veya sukût harfi’l-‘ille)’dir.
Örnek:
هو لَمْ يَمْشِهو يَمْشِي
هو لَمْ يَدْعُهو يَدْعُو
Her iki örnekte de, “lem” cezm edatından dolayı meczûm olan muzâri fiillerde cezm alâmeti illetli harfin düşürülmesidir, çünkü bu fiiller nâkıs fiillerdir.
هو لَمْ يَرْوِهو يَرْوِي
Bu örnekte de, lefîf fiilin muzârisi “lem”den dolayı meczûmdur ve cezm alâmeti illetli harfin düşürülmesidir, çünkü lefîf fiildir.
Şimdi muzâri bir fiili ( لَمْ ) ile çekelim ve muzâri fiilin sonunda meydana gelen değişimi cezm alâmetleri yönünden inceleyelim:
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
هُمْ لَمْ يَكْتُبُوا
Onlar yazmadılar
هُما لَمْ يَكْتُبَا
O ikisi yazmadılarَ
هُوَ لَمْ يَكْتُب
O yazmadı
Gaib
هُنَّ لَمْ يَكْتُبْنَ
Onlar yazmadılar
هُما لَمْ تَكْتُبا
O ikisi yazmadılarَ
هِي لَمْ تَكْتُب
O yazmadı
Gaibe
أَنْتُمْ لَمْ تَكْتُبوا
Sizler yazmadınız
أَنْتُما لَمْ تَكْتُبا
Siz ikiniz yazmadınız
أَنْتَ لَمْ تَكْتُب
Sen yazmadın
Muhâtab
أَنْتُنَّ لَمْ تَكْتُبْنَ
Sizler yazmadınız
أَنْتُما لَمْ تَكْتُبا
Siz ikiniz yazmadınız
أَنْتِ لَمْ تَكْتُبي
Sen yazmadın
Muhataba
نَحْنُ لَمْ نَكْتُبْ
Biz yazmadık

أَنا لَمْ أَكْتُبْ
Ben yazmadım
Mutekellim
Şimdi ( لَمْ ) ile kullanılmış fiillerle oluşturulan iki cümlenin i‘râbına bir göz atalım:
لَمْ يَذْهَبْ اللّعِبُ إلى المَلْعَبِ Oyuncu stadyuma gitmedi.
لَمْ : Cezm edatı, fiil-i muzâriyi cezm eder ve anlamını olumsuz mâzîye çevirir.
يَذْهَبْ : Muzâri fiil, meczûm, cezm alâmeti sondaki sükûn.
اللاعِبُ : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
إلى : Harf-i cer
الملَْعَبِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
لَمْ تَشْرَبي قَهْوَةً تُرْكِيّةً بَعْدَ الفطور Kahvaltıdan sonra bir Türk kahvesi içmedin.
لَمْ : Cezm edatı, fiil-i muzâriyi cezm eder ve anlamını olumsuz mâzîye çevirir.
تَشْرَبي : Muzâri fiil, meczûm, cezm alâmeti nûn harfinin düşürülmesi, fâ‘ili bitişik zamir olan yâu’lmuhâtaba ( ي )
قَهْوَةً : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, aynı zamanda mevsuf.
قَهْوَةً : تُرْكِيّةً ’in sıfatıdır, dolayısıyla onun gibi tekil, dişil, belirsiz ve mansûbtur.
بَعْدَ : Zarf, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, muzâf.
الفطور : Muzâfun ileyh, mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

Mudaaf Fiilin Olumsuz Çekimi

Mâzî Olumsuz
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
هُمْ ما مَدّواهُما ما مَدّاهُوَ ما مَدَّGâib
Onlar uzatmadılarO ikisi uzatmadıO uzatmadıGâib
هُنَّ ما مَدَدْنَهُما ما مَدَّتاهِيَ ما مَدَّتْGâibe
Onlar uzatmadılarO ikisi uzatmadıO uzatmadıGâibe
أَنْتُمْ ما مَدَدْتُمْأَنْتُما ما مَدَدْتُماأَنْتَ ما مَدَدْتَMuhâtab
Sizler uzatmadınızSiz ikiniz uzatmadınızSen uzatmadınMuhâtab
أَنْتُنَّ ما مَدَدْتُنَّأَنْتُما ما مَدَدْتُماأَنْتِ ما مَدَدْتِMuhâtaba
Sizler uzatmadınızSiz ikiniz uzatmadınızSen uzatmadınMuhâtaba
نَحْنُ ما مَدَدْناأَنا ما مَدَدْتُMutekellim
Biz uzatmadıkBen uzatmadımMutekellim
Mudaaf fiilin olumsuz mâzisi ile kurulan bir cümlenin i‘râbını yapalım:
ما فَرَرْتُ مِن المَدْرَسَةِ Okuldan kaçmadım.
ما : Mâ en-nâfiye
فَرَرْتُ : Mâzî fiil, birinci tekil şahıs, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( ت )
من : Harf-i cer
المَدْرَسَةِ : Mecrûr, cer alâmeti sonundaki kesra.

لَمْ ile Olumsuz Mâzî

لَمْ ’in bir cezm edatı olduğunu, sadece muzâri fiilin başında kullanıldığını ve muzâri fiilin anlamını olumsuz mâzîye çevirdiğini biliyorsunuz.
Şimdi bir mudaaf fiilin لَمْ ile kullanımında, nasıl meczûm olduğunu bir tabloda görelim:
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
هُمْ لَمْ يَمُدّواهُما لَمْ يَمُدّاهُوَ لَمْ يَمُدَّ (لَمْ يَمْدُدْ)Gâib
Onlar uzatmadılarO ikisi uzatmadıO uzatmadıGâib
هُنَّ لَمْ يَمُدْنَ/ لَمْ يَمْدُدْنَهُما لَمْ تَمُدّاهِي لَمْ تَمُدَّGâibe
Onlar uzatmadılarO ikisi uzatmadıO uzatmadıGâibe
أَنْتُمْ لَمْ تَمُدّواأَنْتُما لَمْ تَمُدّاأَنْتَ لَمْ تَمُدَّ (لَمْ تَمْدُدْ)Muhâtab
Sizler uzatmadınızSiz ikiniz uzatmadınızSen uzatmadınMuhâtab
أَنْتُنَّ لَمْ تَمُدْنَ/ لَمْ تَمْدُدْنَأَنْتُما لَمْ تَمُدّاأَنْتِ لَمْ تَمُدّيMuhâtaba
Sizler uzatmadınızSiz ikiniz uzatmadınızSen uzatmadınMuhâtaba
نَحْنُ لَمْ نَمُدَّأَنا لَمْ أَمُدَّMutekellim
Biz uzatmadıkBen uzatmadımMutekellim
Şimdi aşağıdaki cümlenin i‘râbını yapalım:
لَمْ أمُرَّ بِهذه المدَينَةِ Bu şehre uğramadım.
لَمْ : Cezm edatı, muzâri fiili cezm eder ve anlamını olumsuz mâzîye çevirir.
أمُرَّ : Muzâri fiil, meczûm, cezm alâmeti sondaki fetha, çünkü mudaaf fiil, fâili gizli zamir olan ( أنا )
بِ : Harf-i cer
هذه : İşaret sıfatı (ismu’l-işâra), mahallen mecrûr, çünkü mebnî.
المدَينَةِ : Muşârun ileyh, mecrûr (çünkü işaret sıfatına uymak zorunda), cer alâmeti sondaki kesra.
Muzâri Olumsuz
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
هُمْ لا يَمُدّونَهُما لا يَمُدّانِهُوَ لا يمُدُّGâib
Onlar uzatmıyorlar, uzatmazlarO ikisi uzatmıyor, uzatmazO uzatmıyor, uzatmazGâib
هُنَّ لا يَمُدْنَ / لا يَمْدُدْنَهُما لا تَمُدّانِهِيَ لا تَمُدُّGâibe
Onlar uzatmıyorlar, uzatmazlarO ikisi uzatmıyor, uzatmazO uzatmıyor, uzatmazGâibe
أَنْتُمْ لا تَمُدّونَأَنْتُما لا تَمُدّانِأَنْتَ لا تَمُدُّMuhâtab
Sizler uzatmıyorsunuz, uzatmazsınızSiz ikiniz uzatmıyorsunuz, uzatmazsınızSen uzatmıyorsun, uzatmazsınMuhâtab
أَنْتُنَّ لا تَمُدْنَ / تَمْدُدْنَأَنْتُما لا تَمُدّانِأَنْتِ لا تَمُدّينَMuhâtaba
Sizler uzatmıyorsunuz, uzatmazsınızSiz ikiniz uzatmıyorsunuz, uzatmazsınızSen uzatmıyorsun, uzatmazsınMuhâtaba
نَحْنُ لا نَمُدُّأَنا لا أَمُدُّMutekellim
Biz uzatmıyoruz, uzatmayızBen uzatmıyorum, uzatmamMutekellim
Şimdi mudaaf fiilin olumsuz muzârisi ile kurulmuş bir cümlenin i‘râbını yapalım.
لا يَقُصُّ الأبُ قِصَّةًBaba bir hikâye anlatmıyor.
لا : Lâ en-nâfiye
يَقُصُّ : Muzâri fiil, üçüncü tekil şahıs, eril.
الأبُ : Fâil, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
قِصّةً Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.

D İ K K A T

Mehmûz fiillerin olumsuz çekimleri de tıpkı sâlim fiillerin olumsuz çekimleri gibidir.
Mâzî olumsuz çekiminde fiilin başına ما ; muzâri olumsuz çekiminde fiilin başına لا veya ما olumsuzluk edatları getirilir.

Misâl fiillerin olumsuz çekimleri de tıpkı sahîh fiillerin olumsuz çekimleri gibidir.
Daha önceki bölümlerde de değinildiği gibi mâzî olumsuz çekiminde fiilin başına ما ; muzâri olumsuz çekiminde fiilin başına لا veya ما olumsuzluk edatları getirilir.
Şimdi yapısında olumsuz muzâri formda misâl fiil içeren bir cümlenin i‘râbını yapalım:

الأطِبّاءُ لا يَعِدونَ النّاسَ بالمُعْجِزَةِDoktorlar insanlara mucize vaat etmiyorlar.
الأطِبّاءُ : Mubteda, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
لا : Lâ en-nâfiye
يَعِدونَ : Bu fiil ile başlayan cümle, fiil cümlesi olarak mubtedanın haberidir, mahallen merfûdur (çünkü cümlelerin i‘râbı mahallendir);
يَعِدونَ : Muzâri fiil (misâl), üçüncü çoğul şahıs, eril, fâili bitişik zamir olan vâvu’l-cemâ‘a.
النّاسَ : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.
بِ : Harf-i cer
المُعْجِزَةِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
Misâl-i yâ’îlerin mâzî ve muzâri çekimi tıpkı sâlim bir fiilin mâzî ve muzâri çekimi gibidir.
Misâl-i vâvîden farklı olarak misâl-i yâ’înin muzârisinde illet harfi düşmez.
Örneğin;
Kolaylaşmak, kolay olmakيَيْسُرُيَسُرَ
Olgunlaşmakيَيْنَعُيَنَعَ
Kurumakيَيْبَسُيَبِسَ

D İ K K A T

Olumsuz gelecek zaman kullanımı Arapçada لَنْ nasb edatı ile yapılır.
Bu edat başına geldiği muzâri fiilin anlamını gelecek zamanın olumsuzuna çevirir ve fiilin sonunu nasb eder.

سَيَذْهَبُgidecek
لَنْ يَذْهَبَgitmeyecek
ستَكْتُبُyazacak; yazacaksın
لَنْ تَكْتُبَyazmayacak; yazmayacaksın
سَأَجِدُbulacağım
لَنْ أجِدَbulmayacağım

هُوَ سيَذْهَبُ إلى إسطنبولO (erkek) İstanbul’a gidecek.
هُوَ لَنْ يَذْهَبَ إلى إسطنبولO (erkek) İstanbul’a gitmeyecek.
أَنْتَ ستَخْرُجُ مِنَ البَيْتِSen (erkek) evden çıkacaksın.
أَنْتَ لَنْ تَخْرُجَ مَنَ البَيْتِSen (erkek) evden çıkmayacaksın.
أَنْتِ ستَكْتُبينَ إليَّ رسالةًSen (kadın) bana bir mektup yazacaksın.
أَنْتِ لَنْ تَكْتُبي إليَّ رسالةًSen (kadın) bana bir mektup yazmayacaksın.
سأَدْرُسُ كَثيراًÇok çalışacağım.
لَنْ أَدْرُسَ كَثيراًÇok çalışmayacağım.

Leyse ve İsim Cümlesinin Olumsuzu

Kâne ve grubundan olan ve “değildir” anlamına gelen leyse’yi kullanarak isim cümlesini olumsuza çevirebilme

Leyse de “Kâne ve grubu”ndandır.
Sadece isim cümlesinin başına gelir ve cümleye değildir, yoktur anlamları katar. Kâne gibi mubtedâyı ref, haberi ise nasb yapar.
Leyse, mâzî olarak çekilebilir; ancak muzâri ve emir kipi yoktur.
لَيس الطّالبُ ناجِحاًÖğrenci başarılı değildir.

Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
هُمْ لَيْسواهُما لَيْساهُوَ لَيْسَGâib
هُنَّ لَسْنَهُما لَيْسَتاهِيَ لَيْسَتْGâibe
أَنْتُمْ لَسْتُمْأَنْتُما لَسْتُماأَنْتَ لَسْتَMuhâtab
أَنْتُنَّ لَسْتُنَّأَنْتُما لَسْتُماأَنْتِ لَسْتِMuhâtaba
نَحْنُ لَسْناأَنا لَسْتُMutekellim
Şimdi Leyse’nin isim cümlelerinin başında kullanımını inceleyelim:
CümleTercüme
الجَوُّ مُعْتَدِلٌHava ılıktır.
ليسَ الجَوُّ مُعْتَدِلاًHava ılık değildir.
الطُلّبُ في الصّفِّÖğrenciler sınıftadır.
ليس الطُّلّبُ في الصّفِّÖğrenciler sınıfta değildir.
هذه الاِمْتِحاناتُ سَهْلَةٌBu sınavlar kolaydır.
لَيْسَتْ هذه الامْتِحاناتُ سَهْلَةًBu sınavlar kolay değildir.
أنا طالِبَةٌ مُجْتَهدَةٌBen çalışkan bir öğrenciyim.
لَسْتُ طالِبَةً مُجْتَهِدَةًÇalışkan bir öğrenci değilim.
Leyse, haberi şibih cümle olan isim cümlesinin başına gelebilir.Örneğin;
CümleTercümeCümleTercüme
القَلَمُ في حَقيبَتِKalem çantamdadır.لَيْسَ القَلَمُ في حَقيبَتي.Kalem çantamda değildir.
الکُتُبُ فَوْقَ الطَّاوِلَةKitaplar masanın üstündedir.لَيْسَتْ الكُتُبُ فَوقَ الطَّاوِلَةKitaplar masamın üstünde değildir.
في الصّفِّ طُلّبٌSınıfta öğrenciler vardır.لَيْسَ في الصّفِّ طُلّبٌSınıfta öğrenciler yoktur.
على الشّجَرَةِ عُصْفورٌAğacın üstünde bir serçe vardır.لَيْسَ على الشّجَرَةِ عُصْفورٌAğacın üstünde bir serçe yoktur.
أمامَ البَيْتِ سَيّارَةٌEvin önünde bir araba vardır.لَيْسَتْ أمامَ البيتِ سَيّارَةٌEvin önünde bir araba yoktur.

CümleTercüme
الجَدُّ: مَرْحَباً يا أحمد، كَيْفَ حالُكَ؟Dede: Merhaba Ahmet, Nasılsın?
أحمد: أنا لَسْتُ بِخَيْرٍ يا جَدِّي.Ahmet: Ben iyi değilim, dedeciğim.
الجَدُّ: لِماذا لَسْتَ بِخَيْرٍ؟ هل عِنْدَكَ مُشْكِلَة؟Dede: Niçin iyi değilsin? Bir sorunun mu var?
أحمد: أنا مَرِيضٌ مُنْذُ يَوْمَيْنِ.Ahmet: İki gündür hastayım.
لجَدُّ: سلامتك يا ابني.Dede: Geçmiş olsun oğlum.
أحمد: الله يسلّمك يا جَدِّي.Ahmet: Teşekkür ederim dedeciğim.





http://2kelime.com/     -     tkuzan@gmail.com