Arapça Mazi Fiil

Mâzî fiil

هُمْ كَتَبُ‍واهُا كَتَبَاهُوَ كَتَب
Onlar yazdılarO ikisi yazdılarO yazdı
هُنَّ كَتَبْ‍نَهُا كَتَبَ‍تَاهِيَ كَتَبَ‍تْ
Onlar yazdılarO ikisi yazdılarO yazdı
أَنْ كَتَبْ‍تُمْأَنْتُ كَتَبْتُ‍مَاأَن كَتَبْ‍ت
Sizler yazdınızSiz ikiniz yazdınızSen yazdın
أَنْ كَتَبْ‍تُنَّأَنْتُ كَتَبْتُ‍مَاأَنْ كَتَبْ‍تِ
Sizler yazdınızSiz ikiniz yazdınızSen yazdın
نَحْنُ كَتَبْ‍نَانَحْنُ كَتَبْ‍نَاأَنا كَتَبْ‍تُ
Biz yazdıkBiz yazdıkBen yazdım

Fiillerde Olumsuzluk

Arapça fiiller olumsuz hâle çevrilirken mâzî fiilin başına ( ما ); muzâri fiilin başına ( ما veya لا ) olumsuzluk edatları getirilir. Mâzî veya muzâri fiilin son harekesinde veya yapısında herhangi bir değişiklik yapılmaz.

Mâzî Fiilin Olumsuzu

Arapça mâzî fiil olumsuz yapılırken fiilin hemen başına ( ما ) olumsuzluk edatı getirilir.
Bu ( ما )’ya olumsuzluk mâ’sı anlamında “mâ en-nâfiye” denir.
Mâzî fiilin olumsuz çekimini aşağıdaki tabloda görelim.
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
هُمْ ما كَتَبُوا
Onlar yazmadılar
هُما ما كَتَبَا
O ikisi yazmadılar
هُوَ ما كَتَبَ
O yazmadı
Gaib
هُنَّ ما كَتَبْنَ
Onlar yazmadılar
هُما ما كَتَبَتَا
O ikisi yazmadılar
هِيَ ما كَتَبَتْ
O yazmadı
Gaibe
أَنْتُمْ ما كَتَبْتُمْ
Sizler yazmadınız
أَنْتُما ما كَتَبْتُمَا
Siz ikiniz yazmadınız
أَنْتَ ما كَتَبْتَ
Sen yazmadın
Muhâtab
أَنْتُنّ ما كَتَبْتُّ
Sizler yazmadınız
أَنْتُما ما كَتَبْتُمَا
Siz ikiniz yazmadınız
أَنْتِ ما كَتَبْتِ
Sen yazmadın
Muhataba
نَحْنُ ما كَتَبْنَا
Biz yazmadık

أَنا ما كَتَبْتُ
Ben yazmadım
Mutekellim

Dikkat edileceği üzere, olumsuzluk ( ما )’sının başa gelmesiyle mâzî fiil çekimimizde, fiilin son harekesinde veya yapısında herhangi bir değişiklik olmadı.
Şimdi mâzî fiilin olumsuz kullanımıyla ilgili birkaç örnek cümle yapalım.
هلْ كَتَبْتَ الدّرسَ يا أحْمَد؟Dersi yazdın mı Ahmet?
لا، ما كَتَبْتُ الدّرْسَHayır, dersi yazmadım.
هلْ ذهبْتِ إلى أنطاليا يا فاطمة؟Antalya’ya gittin mi Fatma?
لا، ما ذهبْتُ إلى أنطالياHayır, Antalya’ya gitmedim.
هلْ جَلَسْتُم مع المدُير؟Müdür ile oturdunuz mu?
لا، ما جَلَسْنا مَعَهHayır, onunla oturmadık.
Şimdi de fiili geçmiş zamanın olumsuz yapısında olan bazı cümlelerin i‘râbını yapalım.
ما شَرِبْتُ مِنْ هذا الحَليبِBu sütten içmedim.
ما : Mâ en-nâfiye
شَرِبْتُ : Mâzî fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( ت )
من : Harf-i cer
هذا : İşaret sıfatı (ismu’l-işâra), mahallen mecrûr, çünkü mebnî.
الحَليبِ : Muşârun ileyh mecrûr (çünkü işaret sıfatına uymak zorunda), cer alâmeti sondaki kesra.
ما فَهِمْتُ الدّرْسَDersi anlamadım
ما : Mâ en-nâfiye
فَهِمْتُ : Mâzî fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( ت )
الدّرْسَ : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.

Muzâri Fiilin Olumsuzu

Arapça muzâri fiil olumsuz yapılırken başına ( ما veya لا ) olumsuzluk edatlarından biri getirilir; ancak لا olumsuzluk edatı daha yaygın olarak kullanılır.
Bu ( لا )’ya olumsuzluk lâ’sı anlamında "lâ en-nâfiye" adı verilir.
Muzâri fiilin olumsuz çekimini aşağıdaki tabloda görelim.
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
هُمْ لا يَكْتُبُونَ
Onlar yazmıyorlar
ههُا لا يَكْتُبَانِ
O ikisi yazmıyor
هُوَ لا يَكْتُبُ
O yazmıyor
Gaib
هُنَّ لا يَكْتُبْنَ
Onlar yazmıyorlar
ههُا لا تَكْتُبانِ
O ikisi yazmıyor
هِيَ لا تَكْتُبُ
O yazmıyor
Gaibe
أَنْتُمْ لا تَكْتُبونَ
Sizler yazmıyorsunuz
أَنْتُما لا تَكْتُبانِ
Siz ikiniz yazmıyorsunuz
أَنْتَ لا تَكْتُبُ
Sen yazmıyorsun
Muhâtab
أَنْتُنَّ لا تَكْتُبْنَ
Sizler yazmıyorsunuz
أَنْتُما لا تَكْتُبانِ
Siz ikiniz yazmıyorsunuz
أَنْتِ لا تَكْتُبينَ
Sen yazmıyorsun
Muhataba
نَحْنُ لا نَكْتُبُ
Biz yazmıyoruz

أَنا لا أَكْتُبُ
Ben yazmıyorum
Mutekellim

Dikkat edileceği üzere, olumsuzluk ( لا )’sının başa gelmesiyle muzâri fiil çekimimizde, fiilin son harekesinde veya yapısında herhangi bir değişiklik olmadı.
Şimdi muzâri fiilin olumsuz kullanımıyla ilgili birkaç örnek cümle yapalım.
؟ هلْ تَذْهَبُ إلى السّوقPazara mı gidiyorsun?
لا، لا أذْهَبُ إلى السّوقHayır, pazara gitmiyorum.
هلْ تَشْرَبينَ القَهوَة؟Kahve içer misin?
لا، لا أشْرَبُ القَهْوَة. أَشْرَبُ الشايَHayır, kahve içmem. Çay içerim.
Şimdi de fiili olumsuz muzâri yapısında olan bazı cümlelerin i‘râbını yapalım.
لا نَذْهَبُ إلى المَسْرَحِTiyatroya gitmiyoruz.
لا : Lâ en-nâfiye
نَذْهَبُ : Muzâri fiil ve fâ‘ili gizli zamir ( نحن )
إلى : Harf-i cer
المَسْرَحِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
لا أضْحَكُ على هذه القِصَّة Bu hikâyeye gülmüyorum.
لا : Lâ en-nâfiye
أضْحَكُ : Muzâri fiil ve fâ‘ili gizli zamir ( أنا )
على : Harf-i cer
هذه : İşaret sıfatı (ismu’l-işâra), mahallen mecrûr, çünkü mebnî.
القِصّةِ : Muşârun ileyh, mecrûr (çünkü işaret sıfatına uymak zorunda), cer alâmeti sondaki kesra.

لَمْ ile Olumsuz Mâzî

لَمْ (lem), bir cezm edatıdır.
Sadece muzâri fiilin başına gelir.
Cezm edatı olduğu için, başına geldiği muzâri fiili cezm eder.
Fiilin muzâri anlamını da değiştirerek olumsuz mâzîye çevirir.
Dolayısıyla olumsuz mâzî (olumsuz di’li geçmiş) anlamı iki yolla elde edilir:
1. Fiilin mâzî formunun başına olumsuzluk “mâ”sı getirmek;
2. Fiilin muzârisinin başına “lem” cezm edatı getirmek.
Her iki şekilde de aynı anlam elde edilmiş olur.
Örneğin;
ما كَتَبَ = لَمْ يَكتُبْ (yazmadı)
لَمْ ’in kendisinden sonraki muzâri fiil üzerinde i‘râb yönünden nasıl bir etki yaptığını, merfû olan muzâri fiili nasıl meczûma dönüştürdüğünü anlayabilmek için cezm alâmetlerinin veya göstergelerinin neler olduğunu bilmemiz gerekmektedir.

Cezm Alâmetleri

Cezm, isimlerle ilgili bir kavram olmayıp, sadece fiillerle ilgili bir kavramdır ve fiillerin de son harfinin harekeleri veya son ekleriyle alakalıdır.
Cezm veya Türkçe kullanımıyla “cezim”, şu şekilde tanımlanabilir:
“Bir fiilin sonunun ‘sükûn’ ile harekelenmesi veya ‘sükûn’ harekesinin yerine geçecek başka bir alâmeti barındırması durumudur”.
Üzerinde cezm alâmeti barındıran fiile “meczûm” (yani cezm edilmiş, cezimli) denir.
Her fiil kipi için cezm söz konusu değildir; başında cezm edatı bulunan muzâri fiiller, emir veya nehiy kipine dönüşen muzâri fiiller meczûmdurlar.
Dolayısıyla sadece muzâri fiiller cezm edilebilirler, mâzî fiil için veya gelecek zaman kipi için cezim söz konusu değildir.
Çekim biçimini daha önce görmüş olduğumuz muzâri fiil, aslında “merfû” haldeki muzâri fiildir.
Merfû haldeki bu muzâri fiil, başında bir cezm edatı kullanıldığında veya emir ya da nehiy kipine dönüştürüldüğünde aşağıdaki işlemlerden biri ile meczûm yapılır.
Başka bir deyişle, aşağıdaki işlemler, bir muzâri fiilin cezm edilmiş olduğunun göstergeleri, alâmetleridir:
1. Muzâri fiilin son harfinin damme harekesinin sükûna çevrilmesi:
Bildiğiniz gibi bir muzâri fiilin 3. tekil şahıs eril ve dişil, 2. tekil şahıs eril ve 1. tekil ve 1. çoğul şahıs yapıları sonlarına ek almazlar, son harflerinin harekeleri damme’dir.
Aslında bu damme, fiilin merfû oluşunun alâmetidir ve “sükûn” harekesine dönüştüğünde fiil meczûm olmuş olur.
Fiilin cezm edilmiş olduğunun alâmeti, yani cezm alâmeti, damme harekesinin sükûna dönüşmüş olmasıdır.
Ama biz kısaca, cezm alâmeti “sükûn” deriz.
Şimdi bunu, ilgili muzâri fiil yapılarının başına bir cezm edatı, mesela ( لَمْ ) getirerek örneklendirelim.
هو لَمْ يَكْتُبْهو يَكْتُبُ
هي لَمْ تَكْتُبْهي تَكْتُبُ
أنتَ لَمْ تَكْتُبْأنتَ تَكْتُبُ
أنا لَمْ أَكْتُبْأنا أَكْتُبُ
نحن لَمْ نَكْتُبْنحن نَكْتُبُ
Dikkat edileceği üzere, yukarıdaki örneklerde damme ile merfû olan muzâri fiiller, bir cezm edatı olan ( لَمْ ) dolayısıyla meczûm oldular.
Bu örneklerde meczûm fiillerin cezm alâmetleri, sonlarındaki damme harekesinin “sükûn”a dönüşmüş olmasıdır; kısaca “sükûn”dur.

2. Merfû hâldeki muzâri fiilin sonunda bulunan ( ِين ) ( ون ) ( ان ) eklerindeki nûn’ların düşürülmesi.
3. ikil eril ve dişil şahıslarda, 3. ve 2. çoğul eril şahıslarda ve 2. tekil dişil şahısta fiilin sonuna gelen eklerdeki nûn’ların varlığı ref alâmeti iken, düşürülmesi cezm alâmetidir.
Şunu da unutmayalım ki, eril çoğullarda düşürülen nûn harfinin yerine vâv’lardan sonra mutlaka bir elif harfi getirilir.
Şimdi bunları yine muzâri fiilin ilgili yapılarını ( لَمْ ) ile kullanarak örneklendirelim.
هما لَمْ يَكْتُبَاهما يَكْتُبَانِ
هما لَمْ تَكْتُبَاهما تَكْتُبَانِ
أنتِ لَمْ تَكْتُبِأنتِ تَكْتُبِينَ
أنتما لَمْ تَكْتُبَاأنتما تَكْتُبَانِ
هم لَمْ يَكْتُبُواهم يَكْتُبُونَ
أنتم لَمْ تَكْتُبُواأنتم تَكْتُبُونَ
Dikkat edileceği üzere, yukarıdaki örneklerde nûn’ların varlığı ile merfû olan muzâri fiiller, bir cezm edatı olan ( لَمْ ) dolayısıyla meczûm oldular.
Bu örneklerde meczûm fiillerin cezm alâmetleri, sonlarındaki nûn’ların düşmüş olmasıdır (hazfu’n-nûn veya sukûtu’n-nûn).
Fiilin 3. ve 2. çoğul eril formlarında nûn’ların düşürülmesinden sonra yerlerine elif getirilmiş olduğunu fark etmiş olmalıyız.
Not: Muzâri fiilin 3. ve 2. çoğul şahıs dişil formlarındaki nûn’lar (nûnu’n-nisve’ler) fiile bitişik özne zamiri olmaları dolayısıyla hiçbir zaman düşmezler, her durumda varlıklarını muhafaza ederler.
Örnek:
هُنّ لَمْ يَكْتُبْنَهُنّ يَكْتُبْنَ
أنتُّ لَمْ تَكْتُبْنَأنتُّ تَكْتُبْنَ
Dikkat edileceği üzere yukarıdaki örneklerde muzâri fiilin başına bir cezm edatı olan ( لَمْ ) gelmesine rağmen, muzâri fiilin yapısında hiçbir değişiklik olmadı.
3. Muda‘‘af fiillerde şeddenin üstündeki damme harekesinin fethaya dönüştürülmesi.
Bilindiği üzere şedde harekesi tıpkı sükûn harekesi gibi harfin kendi sesini verir, ünsüzdür.
Şedde ve sükûn işlevsel olarak aynı olduğundan birlikte bulunamazlar.
Bu yüzden sâlim fiillerden farklı olarak, muda‘‘af fiillerin sonuna ek almayan muzâri formları (bunlar, 1. maddede de belirtildiği üzere muzâri fiilin 3. tekil eril ve dişil şahıs, 2. tekil eril şahıs ve 1. tekil ve 1. çoğul şahıs yapılarıdır) cezm edilirken, şeddenin üstündeki damme harekesi fetha harekesine dönüştürülür ve cezm alâmeti muda‘‘af fiilin ilgili formları için “fetha” olarak kabul edilir.
Örnek:
هُمْ كَتَبُ‍واهُا كَتَبَ‍اهُوَ كَتَب
Onlar yazdılarO ikisi yazdılarO yazdı
هُنَّ كَتَبْ‍نَهُا كَتَبَ‍تَاهِيَ كَتَبَت
Onlar yazdılarO ikisi yazdılarO yazdı
أَنْ كَتَبْ‍تُمْأَنْتُ كَتَبْتُ‍مَاأَن كَتَبْتَ
Sizler yazdınızSiz ikiniz yazdınızSen yazdın
أَنْ كَتَبْ‍تُنَّأَنْتُ كَتَبْتُ‍مَاأَنْ كَتَبْتِ
Sizler yazdınızSiz ikiniz yazdınızSen yazdın
نَحْنُ كَتَبْ‍نَانَحْنُ كَتَبْ‍نَاأَنا كَتَبْتُ
Biz yazdıkBiz yazdıkBen yazdım
4. Nâkıs ve lefîf fiillerde sondaki illetli harfin düşürülmesi.
Nâkıs ve lefîf fiillerin lâmu’l-fiilleri, yani son harfleri illetlidir.
Bu fiillerin muzârilerinde illetli harfler sadece kendilerinden önceki harfin harekesini uzatan med harfleri konumundadırlar ve meczûm olacaklarında sondaki illetli harf düşürülür.
Cezm alâmeti, illetli harfin düşürülmesi (hazf harfi’l-‘ille veya sukût harfi’l-‘ille)’dir.
Örnek:
هو لَمْ يَمْشِهو يَمْشِي
هو لَمْ يَدْعُهو يَدْعُو
Her iki örnekte de, “lem” cezm edatından dolayı meczûm olan muzâri fiillerde cezm alâmeti illetli harfin düşürülmesidir, çünkü bu fiiller nâkıs fiillerdir.
هو لَمْ يَرْوِهو يَرْوِي
Bu örnekte de, lefîf fiilin muzârisi “lem”den dolayı meczûmdur ve cezm alâmeti illetli harfin düşürülmesidir, çünkü lefîf fiildir.
Şimdi muzâri bir fiili ( لَمْ ) ile çekelim ve muzâri fiilin sonunda meydana gelen değişimi cezm alâmetleri yönünden inceleyelim:
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
هُمْ لَمْ يَكْتُبُوا
Onlar yazmadılar
هُما لَمْ يَكْتُبَا
O ikisi yazmadılarَ
هُوَ لَمْ يَكْتُب
O yazmadı
Gaib
هُنَّ لَمْ يَكْتُبْنَ
Onlar yazmadılar
هُما لَمْ تَكْتُبا
O ikisi yazmadılarَ
هِي لَمْ تَكْتُب
O yazmadı
Gaibe
أَنْتُمْ لَمْ تَكْتُبوا
Sizler yazmadınız
أَنْتُما لَمْ تَكْتُبا
Siz ikiniz yazmadınız
أَنْتَ لَمْ تَكْتُب
Sen yazmadın
Muhâtab
أَنْتُنَّ لَمْ تَكْتُبْنَ
Sizler yazmadınız
أَنْتُما لَمْ تَكْتُبا
Siz ikiniz yazmadınız
أَنْتِ لَمْ تَكْتُبي
Sen yazmadın
Muhataba
نَحْنُ لَمْ نَكْتُبْ
Biz yazmadık

أَنا لَمْ أَكْتُبْ
Ben yazmadım
Mutekellim
Şimdi ( لَمْ ) ile kullanılmış fiillerle oluşturulan iki cümlenin i‘râbına bir göz atalım:
لَمْ يَذْهَبْ اللّعِبُ إلى المَلْعَبِ Oyuncu stadyuma gitmedi.
لَمْ : Cezm edatı, fiil-i muzâriyi cezm eder ve anlamını olumsuz mâzîye çevirir.
يَذْهَبْ : Muzâri fiil, meczûm, cezm alâmeti sondaki sükûn.
اللاعِبُ : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti sondaki damme.
إلى : Harf-i cer
الملَْعَبِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
لَمْ تَشْرَبي قَهْوَةً تُرْكِيّةً بَعْدَ الفطور Kahvaltıdan sonra bir Türk kahvesi içmedin.
لَمْ : Cezm edatı, fiil-i muzâriyi cezm eder ve anlamını olumsuz mâzîye çevirir.
تَشْرَبي : Muzâri fiil, meczûm, cezm alâmeti nûn harfinin düşürülmesi, fâ‘ili bitişik zamir olan yâu’lmuhâtaba ( ي )
قَهْوَةً : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, aynı zamanda mevsuf.
قَهْوَةً : تُرْكِيّةً ’in sıfatıdır, dolayısıyla onun gibi tekil, dişil, belirsiz ve mansûbtur.
بَعْدَ : Zarf, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, muzâf.
الفطور : Muzâfun ileyh, mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.





http://2kelime.com/     -     tkuzan@gmail.com